Call us now:
Cinsel Suçlar Avukatı
Boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı konularında deneyimli kadromuzla hizmet veriyoruz.

Cinsel suçlar avukatı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. ve 105. Maddeleri arasında Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar bölümü altında düzenlenen Cinsel İstismar Suçu, Cinsel Saldırı Suçu, Cinsel Taciz Suçu ve Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu yargılamalarında savunma görevini üstlenen avukat manasında kullanılır. Avukatlar için “uyuşturucu avukatı”, “hırsızlık avukatı” veya “cinsel suçlar avukatı” gibi bir ayrım yapmak yerinde bir niteleme olmayacaktır. Elbette bir avukat özellikle belirli bir alanda süregelen dosyaları almakta özgürdür. Meslekte belli bir süre kıdemden sonra belirli bir alanda uzmanlaşmak da üstat avukatlar tarafından tavsiye edilir.
Saydığımız bu dört suç, yüksek hapis cezaları öngördüğünden savunma ve savunulma hakkının kullanılması en çok gereken suç tiplerindendir. Bir kısım avukatlar bu suçların yüz kızartıcı suçlar olduğundan bahisle bu kapsamdaki dosyalara bakmaktan imtina ettiği görülmekteyse de her insanın, en kötünün bile savunma hakkı kutsaldır. Bu kutsiyet avukatlık mesleğini her zaman saygın kılacaktır. Çünkü herkesin bir gün savunulmaya ihtiyacı olacaktır. İster cinsel suçlar olsun ister uyuşturucu suçları olsun ister kasten öldürme suçları olsun, anayasal güvence altına alınmış savunulma hakkını layıkıyla yerine getirmek gerektiğini düşünmekteyiz.
Cinsel Suçlar Avukatı Nedir?
Yukarıda da bahsi geçtiği üzere avukatlar için “cinsel suçlar avukatı” doğru bir niteleme değildir. Cinsel suçlar üzerine uzmanlaşmış, tecrübe edinmiş veya cinsel suçlar hakkında kapsamlı bilgisi olan avukat demek daha yerinde olacaktır. Bu bilgiden sonra, kanun koyucunun cinsel suçlar ile alakalı olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına varan cezalar öngörmesi nedeniyle cinsel suçlar konusunda bilgi ve tecrübesi olan bir avukat ile çalışmalısınız.
Ceza yargılaması, deneyim ve bilgi üzerine kurulu bir sistemdir. Bu nedenle cezaevinde bulunan bir mahkum çoğu avukattan daha iyi yatar hesabı yapabilir. Çünkü bu konuda deneyimi vardır.
Kartal Cinsel Suçlar Avukatı İle Neden Çalışmalıyım?
Aynı şekilde cinsel suçlar avukatı yahut daha iyi tabirle cinsel suçlar konusunda uzmanlaşmış avukat da deneyim ve bilgisi olduğu için suçun hukuki nitelemesinin nasıl olacağını, bu nitelemenin adli makamlarca doğru yapılıp yapılmadığını, bu doğrultuda hak kaybına uğrayıp uğramadığınızın tespit edilmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını, adli makamların bir suçu incelerken hangi noktalara dikkat ettiklerini sizin lehinize olacak şekilde sizinle birlikte en az zararla çıkmayı bildiği kabul edilmelidir. Altınoklu Avukatlık Bürosu olarak biz de bu anlayışla ilerlemekteyiz.
Cinsel Suçlar Nelerdir?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. ve 105. Maddeleri arasında Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar bölümü altında düzenlenen şu dört suç; Cinsel İstismar Suçu, Cinsel Saldırı Suçu, Cinsel Taciz Suçu ve Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu, cinsel suçlar yahut cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardır. Bu dört suçu kısaca özetlemek gerekirse;
- Cinsel Saldırı Suçu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. Maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçu, 18 yaşından büyük kişilere karşı vücut teması olmak şartıyla cinsel amaçlı eylemlerin cezalandırıldığı suç tipidir.
- Cinsel İstismar Suçu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesinde düzenlenen çocukların cinsel istismarı suçu, aynı cinsel saldırı suçunda olduğu gibi 15 yaş altı çocuklara karşı vücut teması olmak şartıyla cinsel amaçlı eylemlerin cezalandırıldığı suç tipidir. 15-18 arası yaş grubundaki çocuklara karşı bu cinsel eylemlerin cezalandırılabilmesi için Cebir, tehdit veya hile olması gerekir.
- Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 104. Maddesinde düzenlenen Reşit Olmayanla Cinsel İlişki suçu, Cebir, tehdit ve hile olmaksızın 15-18 yaş grubundaki çocukla cinsel ilişkinin şikayet varlığında cezalandırıldığı suç tipidir. Aralarında evlenme yasağı bulunan bir kişi tarafından işlenmesi hâlinde şikayet aranmamaktadır.
- Cinsel Taciz Suçu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 105. Maddesinde düzenlenen Cinsel Taciz suçu; cinsel taciz mağdurunun hangi yaşta olduğu fark etmeksizin vücut teması olmamak şartıyla cinsel amaçlı eylemlerin cezalandırıldığı suç tipidir.
Cinsel Saldırı Suçu ve Cezası Nedir?
Cinsel saldırı suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. Maddesinde düzenlenmiş ağır yaptırımları olan bir suçtur. Cinsel saldırı suçunun 3 çeşidi vardır demek yanlış olmaz. Bunlar; basit cinsel saldırı suçu (5237 sy. TCK. 102/1/1. cümle), sarkıntılık düzeyinde kalmış cinsel saldırı suçu (5237 sy. TCK. 102/1/2. cümle) ve nitelikli cinsel saldırı suçu (tecavüz suçu) (5237 sy. TCK. 102/2). Bu başlık altında basit cinsel saldırı suçu ve sarkıntılık düzeyinde kalmış cinsel saldırı suçunu, bir alt başlıkta da nitelikli cinsel saldırı (tecavüz) suçunu özetlemeye çalışacağız;
A) Basit cinsel saldırı suçu,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. Maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde düzenlenmiştir. Kanun maddesi aynen;
“Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Şeklindedir. O halde kanun metninden de anlaşılacağı üzere basit cinsel saldırı suçunun oluşmasının şartlarını; cinsel bir davranışın olması, bu cinsel davranışın cinsel ilişki boyutuna varmaması, bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal etmiş olması ve mağdurun bahsi geçen eylemden dolayı şikayetçi olması şeklinde özetleyebiliriz. Bu noktada failin cinsel amaçlarla hareket etmesi yeterli olup amacını gerçekleştirip gerçekleştirmemesinin önemi yoktur. Cinsel taciz suçundan farkı ise mağdurun vücuduna bir temas gerçekleşmesidir. Nitelikli cinsel saldırı suçundan farkı ise cinsel ilişkinin mevcut olmamasıdır.
Basit cinsel saldırı suçunun cezası ise şikayetin varlığı halinde 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. Maddesinin 3. Fıkrasında sayılan hallerin varlığı halinde basit cinsel saldırı suçunda daha fazla ceza verilmektedir. Bu haller;
- Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
- Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
- Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
- Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
- İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
İşlenmesi halinde verilecek cezalar yarı oranında artırılır ve neticeten yedi buçuk yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına hükmedilebilir.
B) Sarkıntılık düzeyinde kalmış cinsel saldırı suçu,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. Maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenmiştir. Kanun maddesi aynen;
“Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.”
Şeklindedir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış cinsel saldırı suçu; basit cinsel saldırı suçunun daha hafifidir denebilir. Sarkıntılık; yargıtay içtihatlarında ani ve kesintili şekilde gerçekleşip, süreklilik arz etmemesi şeklinde tanımlanmıştır. Nitekim Yargıtayın 02/12/2025 tarihli şu kararı da hangi eylemlerin sarkıntılık olabileceğine dair fikir vermektedir;
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2025/7181 E., 2025/8983 K.; “…sanığın farklı tarihlerde mağdurenin bacağından tutması, arkasına geçerek cinsel organını dokundurtması, kalçasına doğru bacağını ellemesi şeklinde sübuta eren eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili olması nedeniyle sarkıntılık düzeyinde kaldığı dikkate alınarak…”
Sarkıntılık düzeyinde kalmış basit cinsel saldırı suçunun cezası ise 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak aynı şekilde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. Maddesinin 3. Fıkrasında sayılan hallerin varlığı halinde sarkıntılık düzeyinde kalmış basit cinsel saldırı suçunda daha fazla ceza verilmektedir. Bu haller;
- Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
- Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
- Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
- Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
- İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
İşlenmesi halinde verilecek cezalar yarı oranında artırılır ve neticeten üç yıldan yedi buçuk yıla kadar hapis cezasına hükmedilebilir.
Nitelikli Cinsel Saldırı Suçu (Tecavüz Suçu) Nedir?
Nitelikli cinsel saldırı suçu, halk arasında tecavüz suçu olarak da bilinmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. Maddesinin 2. Fıkrasında düzenlenmiştir. Cinsel saldırı suçunun vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda bu suç oluşacaktır.
“Vücuda organ veya sair bir cisim sokulması” durumunu geniş anlamda yorumlamak gerekir. Bu sokma eylemi temel haliyle penisin vajinaya sokulması olabileceği gibi, yargıtay kararlarında belirtildiği üzere anal veya vajinal yoldan veya ağız yolundan, herhangi bir organın (parmak, yumruk, kol vb.) veya cismin (yapay penis, şişe, bardak, cop vb.) sokulması da olabilir. Aynı şekilde bu suçun mağduru kadın olabileceği gibi erkek de mağdur olabilir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/108 E., 2024/188 K. Sayılı kararında açıkça “Cinsel saldırı suçunda failin kadın ya da erkek, evli veya bekâr olması mümkündür. Fail ile mağdurun farklı ya da aynı cinsiyetten olması da önemli değildir.” İfadelerini kullanmıştır.
Nitelikli cinsel saldırı suçunun yani tecavüz suçunun eşe karşı işlenmesi halinde mağdurun şikayeti üzerine yargılama yapılmaktadır.
Nitelikli cinsel saldırı suçunun cezası ise on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasıdır. Ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. Maddesinin 3. Fıkrasında sayılan hallerin varlığı halinde tecavüz suçunda daha fazla ceza verilmektedir. Bu haller;
- Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
- Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
- Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
- Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
- İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
İşlenmesi halinde verilecek cezalar yarı oranında artırılır ve neticeten 18 yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmedilebilir.
Yargıtayın cinsel saldırı suçlarını özetlediği şu kararı bu suçlar açısından önem arz etmektedir;
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/20158 E., 2021/8433 K. ; “Türk Ceza Kanunu’nun 102 ve 103. maddelerde, suçların “sarkıntılık”, “basit cinsel saldırı/istismar” ve “nitelikli hali” düzenlenerek cinsel davranışın ulaştığı neticeye göre suçun hafif, basit ve nitelikli halleri tasnif edilmiştir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda kanun, gerek cinsel saldırı ve gerekse cinsel istismar suçlarında dış dünyada gerçekleşen doğal neticeye göre failin fiilini sarkıntılık, cinsel saldırı/istismar veya organ veya cisim sokmak suretiyle nitelikli hali olmak üzere üç değişik şekilde “birleştirici modeli” esas alarak düzenlemiştir. Kanunun bu düzenleme şekline göre henüz cinsel saldırı veya istismar boyutuna varmayan hafif temaslı cinsel davranışlar sarkıntılık kabul edilirken mağdurun anüs, vajina veya ağzına organ veya cisim sokma fiili nitelikli hali kabul edilmiştir. Bunun dışında kalan bütün temaslar, cinsel saldırı veya istismar suçunu oluşturan hareketler sayılmıştır.”
Bu bağlamda cinsel saldırı suçunda rızanın mevcudiyetinin, fiili suç olmaktan çıkardığına da değinmek gerekir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/108 E., 2024/188 K. Sayılı kararında açıkça “Bu suçla korunan hukuki yarar üzerinde tasarrufta bulunabilen cinsel özgürlük olduğundan hukuki sınırlar içerisinde kalması şartıyla rızaya ehil mağdurun cinsel davranışa göstereceği rıza, fiili hukuka uygun hâle getirecektir.” İfadeleri bulunmaktadır.
Ek olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. Maddesinin 4. Fıkrasında “Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” Amir hükmü bulunmaktadır. Bu fıkra ile kanun koyucu cinsel saldırı suçunda başvurulan cebir ve şiddetin yalnızca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 87. Maddesine (Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama) giren halini ayrıca cezalandırmaktadır. Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralanmalar buna dahil değildir.
Neticeten 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. Maddesinin 5. Fıkrasında “Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.” Amir hükmü bulunmaktadır. Ezcümle cinsel saldırı suçlarının ne derece ağır yaptırımları olduğunu bu fıkradan da anlayabilmekteyiz.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçu ve Cezası Nedir?
Çocuğun cinsel istismarı suçu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesinde düzenlenmiştir. Özetle TCK’nın 102. Maddesinde düzenlenen cinsel saldırı fiillerinin çocuklara karşı işlenmesini cezalandırmaktadır. Aynı şekilde çocuğun cinsel istismarı suçu da 3 türlüdür. Bunlar; çocuğun basit cinsel istismarı suçu (5237 sy. TCK. 103/1/1. cümle), çocuğun sarkıntılık düzeyinde kalmış cinsel istismarı suçu (5237 sy. TCK. 103/1/2. cümle) ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu (çocuğa karşı tecavüz suçu) (5237 sy. TCK. 103/2) şeklindedir.
Yargıtay istikrar kazanmış kararlarında; “…katılan mağdurun babası olan sanığın, katılan mağdurun on beş yaşından küçük olduğu 2006 yılı Haziran ayından on sekiz yaşına kadar cebir ve tehdit kullanmak suretiyle zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, on sekiz yaşından yirmi sekiz yaşına kadar ise zincirleme şekilde nitelikli cinsel saldırı suçlarını işlediği hususunda… Her iki suçu oluşturan fiillerin aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiğinde kuşku bulunmadığından…sanık hakkında daha ağır olan çocukların cinsel istismarı suçundan belirlenen cezanın zincirleme suç hükümleri uygulanarak TCK’nın 43. maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırılması gerektiği yönündeki Özel Daire kararında hukuken bir isabetsizlik görülmemiştir… (YCGK 12/06/2024 tarihli 108E-188K)” şeklinde ifade edildiği görülmekle bu iki suç tipinin aynıyet arz ettiği açıkça ifade etmiştir.
Peki neden çocuklar açısından istismar deyimi kullanılmışken yetişkinler açısından saldırı deyimi kullanılmıştır? Bu sorunun cevabını “Durmuş Tezcan-Mustafa Ruhan Erdem-Murat Önok” hocalarımız doktrinde şu şekilde izah etmektedir;
“Cinsel saldırı suçunda korunan hukuki değer, kişilerin cinsel özgürlüğü ve dokunulmazlığı ise de çocukların cinsel istismarı suçunda kişilerin cinsel özgürlüğü ve dokunulmazlığı yanında, özellikle mağdurun erken cinsel deneyimden uzak tutulması ve bu yolla çocuğun engelsiz (sağlıklı) biçimde cinsel gelişiminin korunması amacı da güdülmüştür. Kanun’un cinsel saldırı yerine cinsel istismar deyimini tercih etmesi de bunu açıkça göstermektedir. Çünkü yaş veya içinde bulunduğu durum itibarıyla mağdur kendisine yönelik davranışın cinsel içerikli olduğunu dahi genellikle algılayabilecek durumda değildir”
Malum olduğu üzere 18 yaşının altındaki kişilere çocuk denmekteyse de kanun koyucu çocukların cinsel istismarı suçundan mağdur olabilecek çocukları 3 kısma ayırmıştır;
- 15 yaşını tamamlamamış olan çocuklar (TCK 103/1-a),
- 15 yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklar (TCK 103/1-a),
- 15-18 yaş aralığındaki çocuklar(TCK 103/1-b),
“Anılan maddede üç grup mağdura yer verilmiştir. Birincisi on beş yaşını tamamlamamış olan çocuklar, ikincisi on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklar, üçüncüsü ise on beş yaşını tamamlayıp on sekiz yaşını tamamlamamış çocuklardır. Birinci ve ikinci grupta yer alan çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın dahi gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış istismar suçunu oluşturmakta, eylemin bu kişilere karşı cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi ise anılan maddenin dördüncü fıkrası uyarınca cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirmektedir. Üçüncü grupta yer alan çocuklar yönüyle eylemin suç oluşturması için cinsel davranışların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Nitekim cebir, tehdit ve hile olmaksızın on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, anılan Kanun’un 103. maddesinde düzenlenmiş olan çocukların cinsel istismarı suçundan değil, şikâyet üzerine 104. maddenin birinci fıkrasında düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan cezalandırılacaktır. Kanun koyucu “onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış” olan çocuklara karşı rızalarıyla yapılan cinsel davranışları cinsel istismar suçu kapsamına almamış ve bu kategorideki çocukların rızalarına önem vermişken, “onbeş yaşını tamamlamamış” veya “tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan” çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel davranışı rıza olsa bile çocukların cinsel istismarı suçu kapsamına almıştır. Maddedeki düzenlemeyle on beş yaşını bitirmeyen küçüklerle cinsel ilişkide bulunulması hâlinde mağdurun cinsel ilişki konusundaki rızası ise geçersiz sayılmıştır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/108 E., 2024/188 K.)”
Bu bilgilerden sonra yukarıda bahsedilen çocuğun cinsel istismarı suçunun görünüş şekillerini ve cezalarını şu şekilde izah edebiliriz;
Çocuğun Basit Cinsel İstismarı Suçu (5237 sy. TCK. 103/1/1. cümle);
5237 sy. Türk Ceza Kanunu 103/1/1. Cümlede düzenlenmiştir. Kanun metnine göre;
“Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Şeklindedir. O halde kanun metninden de anlaşılacağı üzere çocuğun basit cinsel istismarı suçunun oluşmasının şartlarını; cinsel bir davranışın olması, bu cinsel davranışın cinsel ilişki boyutuna varmaması, yukarıda izah edilen 3 mağdur grubundan birinde olan çocuğun vücut dokunulmazlığını ihlal etmiş olması şeklinde özetleyebiliriz. Bu noktada failin cinsel amaçlarla hareket etmesi yeterli olup amacını gerçekleştirip gerçekleştirmemesinin önemi yoktur. Cinsel taciz suçundan farkı ise mağdurun vücuduna bir temas gerçekleşmesidir. Nitelikli cinsel istismar suçundan farkı ise cinsel ilişkinin mevcut olmamasıdır.
Çocukların Basit cinsel istismarı suçunun cezası ise 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesinin 3. Fıkrasında sayılan hallerin varlığı halinde çocukların basit cinsel istismarı suçunda daha fazla ceza verilmektedir. Bu haller;
- Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
- Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
- Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
- Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
- İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
İşlenmesi halinde verilecek cezalar yarı oranında artırılır ve neticeten oniki yıldan yirmiki buçuk yıla kadar hapis cezasına hükmedilebilir.
Ayrıca kanun koyucu cinsel saldırı suçundan farklı olarak mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde çocukların basit cinsel istismarı suçundan verilecek cezanın on yıldan az olamayacağına karar vermiştir (5237 sy. TCK. 103/1/3. cümle).
Çocuğun Sarkıntılık Düzeyinde Kalmış Cinsel İstismarı Suçu (5237 sy. TCK. 103/1/2. Cümle);
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenmiştir. Kanun maddesi aynen;
“Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
Şeklindedir. Çocuğun Sarkıntılık Düzeyinde Kalmış Cinsel İstismarı Suçu; çocukların basit cinsel istismarı suçunun daha hafifidir denebilir. Sarkıntılık; yargıtay içtihatlarında ani ve kesintili şekilde gerçekleşip, süreklilik arz etmemesi şeklinde tanımlanmıştır.
Çocuğun Sarkıntılık Düzeyinde Kalmış Cinsel İstismarı Suçunun cezası ise 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesinin 3. Fıkrasında sayılan hallerin varlığı halinde çocukların basit cinsel istismarı suçunda daha fazla ceza verilmektedir. Bu haller;
- Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
- Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
- Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
- Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
- İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
İşlenmesi halinde verilecek cezalar yarı oranında artırılır ve neticeten dört buçuk yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmedilebilir.
Ayrıca mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde Çocuğun Sarkıntılık Düzeyinde Kalmış Cinsel İstismarı suçundan verilecek cezanın beş yıldan az olamayacağına karar vermiştir (5237 sy. TCK. 103/1/3. cümle).
Son olarak Çocuğun Sarkıntılık Düzeyinde Kalmış Cinsel İstismarı suçunun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır (5237 sy. TCK. 103/1/4. cümle). Bu düzenleme ile çocuğun çocuğa karşı sarkıntılık düzeyinde kalmış cinsel istismarı suçu mağdurun velisinin şikayetine tabi tutulmuştur.
Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçu (çocuğa karşı tecavüz suçu) (5237 sy. TCK. 103/2);
Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçu, halk arasında çocuklara karşı işlenen tecavüz suçu olarak da bilinmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesinin 2. Fıkrasında düzenlenmiştir. Cinsel istismar suçunun vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda bu suç oluşacaktır. Kanun metni aynen;
“Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.”
Şeklindedir. Bu noktada aslında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçu, nitelikli cinsel saldırı (5237 sy. TCK. 102/2) suçu ile aynı unsurları taşımakta olup farkın, yalnızca çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçunun mağdurunun on beş yaşını tamamlamamış olan çocuklar, on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklar, on beş yaşını tamamlayıp on sekiz yaşını tamamlamamış çocuklar olabilmesidir. Birinci ve ikinci grupta yer alan çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın dahi gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış istismar suçunu oluşturmakta, üçüncü grupta yer alan çocuklar yönüyle eylemin suç oluşturması için cinsel davranışların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Nitekim üçüncü grupta yer alan çocuklar yönüyle eylemin, cinsel davranışların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkilemeksizin gerçekleştirilmesi halinde Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu (5237 sy. TCK. 104) gündeme gelecektir.
Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçunda failin, cinsel duygularını tatmin etmesi kanun koyucu tarafından aranmamaktadır. Zira madde metninde organ veya sair cisim denmektedir. Nitelikli cinsel saldırı suçunda olduğu gibi organ olarak penis, parmak, el, kol sayılabileceği gibi sair cisim olarak şişe, yapay penis, sopa vb. de olabilir. Bu organ veya cismin az da olsa mağdurun bedenine sokulması suçun oluşması için yeterli kabul edilmektedir. Sokma eylemi mağdurun anal ve vajinal yolu olabileceği gibi ağız yolu da olabilecektir.
Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçunun cezası ise onaltı yıldan az olmamak üzere hapis cezasıdır. Ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesinin 3. Fıkrasında sayılan hallerin varlığı halinde çocuklara karşı işlenen tecavüz suçunda daha fazla ceza verilmektedir. Bu haller;
- Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
- Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
- Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
- Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
- İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
İşlenmesi halinde verilecek cezalar yarı oranında artırılır ve neticeten yirmidört yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmedilebilir. Ayrıca kanun koyucu mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan verilecek cezanın onsekiz yıldan az olamayacağına karar vermiştir (5237 sy. TCK. 103/2/son cümle).
Nitelikli cinsel saldırı suçundan farklı olarak çocukların cinsel istismarı suçlarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesinin 4. Fıkrasında “Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.” Şeklinde bir düzenleme vardır. Bu düzenlemeye göre; birinci fıkranın a bendindeki çocuklardan kasıt, on beş yaşını tamamlamamış olan çocuklar ve on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklardır. Bu çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanılması halinde verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. Birinci fıkranın b bendendeki çocuklardan kasıt ise on beş yaşını tamamlayıp on sekiz yaşını tamamlamamış çocuklardır. Bu çocuklar yönüyle eylemin suç oluşturması için cinsel davranışların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerektiğini zaten söylemiştik. Bu düzenleme ile 15-18 yaş aralığındaki çocuklara karşı bu eylemlerin gerçekleştirilmesinde silah kullanılmasını ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilmiştir.
Ek olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesinin 5. Fıkrasında “Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” Amir hükmü bulunmaktadır. Bu fıkra ile kanun koyucu çocukların cinsel istismarı suçunda başvurulan cebir ve şiddetin yalnızca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 87. Maddesine (Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama) giren halini ayrıca cezalandırmaktadır. Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralanmalar buna dahil değildir.
Neticeten 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesinin 6. Fıkrasında “Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.” Amir hükmü bulunmaktadır. Ezcümle çocukların cinsel istismarı suçlarının ne derece ağır yaptırımları olduğunu bu fıkradan da anlayabilmekteyiz.
Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu ve Cezası nedir?
Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 104. Maddesinde düzenlenmiştir. Kanun metni aynen;
“Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Şeklindedir. Buna göre suçun unsurlarını; öncelikle suçun oluşmasında Cebir, tehdit ve hile olmaması, çocuğun 15 yaşını bitirmiş ancak 18 yaşını bitirmemiş olması, cinsel ilişkinin varlığı ve şikayet hakkının kullanılması olarak sayabiliriz. Kanun koyucu bu suçu şikayete tabi kılarak 15 yaşını bitirmiş olan çocukların rızasını aramıştır. Yukarıdaki maddede de tafsilatıyla izah ettiğimiz üzere mağdurun rızası yoksa ve cebir, hile ya da iradesini sakatlayan bir hal var ise bu eylem, 5237 sy. TCK 103/2. Maddesinde düzenlenen çocuğun nitelikli istismarı suçuna vücut verecektir.
Ancak bu noktada mağdurun rızasının varlığı suçun oluşmayacağı anlamına gelmeyeceğini özellikle ifade etmek gerekir. Nitekim Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 15/05/2022 tarihli kararında (2021/19721 E.);
“…reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun konusunu 15-18 yaş grubundaki bir kişi ile rızaya dayalı olarak cinsel ilişkiye girilmesi eyleminin oluşturduğu, anılan suçta mağdurun rızasının suçun unsuru olarak kabul edildiği ve ilgilinin rızasının bu suç bakımından hukuka uygunluk nedenini oluşturmadığı nazara alındığında; mağdurenin 03.07.2020 tarihli beyanına göre, şüphelinin kendisine yönelik cebir, tehdit ve hile olmaksızın, mağdurenin de isteği ile gerçekleştirdiği cinsel nitelikteki eylemleri nedeniyle şikayetçi olduğu somut olayda, suçun niteliği ve mağdurenin kendisine karşı yapılan eylemlere dair şikayeti gözetilerek, mevcut delillerin de kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu…”
Şeklindeki içtihadı ile her ne kadar mağdurun reşit olmadığı dönemde rızası dahilinde cinsel ilişkiye girdiğini kabul etmişse de rızanın mevcudiyetinin suçun oluşmayacağı anlamına gelmediğini bilakis yargılama yapılmasını gerektiğini açıkça izah etmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 104. Maddesinin ikinci fıkrasında ise “Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” Amir hükmü bulunmaktadır. Bu bağlamda evlenme yasağı bulunan kişilerin kimler olduğuna değinmekte fayda görüyoruz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 129. Maddesine göre aşağıdaki kimseler arasında evlenme yasağı vardır;
- Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında,
- Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında,
- Evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında.
Buna göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 104. Maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye göre mağdur ile yukarıdaki kişiler arasında bir cinsel ilişkinin mevcudiyeti durumunda şikayet aranmaksızın 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.
Cinsel Taciz Suçu ve Cezası Nedir?
Cinsel Taciz Suçu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 105. Maddesinde düzenlenmiştir. Cinsel taciz suçu basit ve nitelikli olarak iki ayrı şekilde işlenebilecektir. Basit cinsel taciz suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 105. Maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmişken, nitelikli cinsel taciz suçu ikinci fıkrasında düzenlenmiştir.
Basit Cinsel Taciz Suçu;
Basit cinsel taciz suçu halk arasında laf atma suçu olarak geçmektedir. Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğünde taciz; “tedirgin etme, rahatsız etme veya sıkıntı verme” şeklinde tanımlanmıştır. Kanun metninde aynen;
“Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
Şeklinde izah edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “mağdurun cinsel yönden ahlâk temizliğine aykırı olarak rahatsız edilmesi” biçiminde ifade edilmiştir. Buna göre suçun unsurlarını; cinsel taciz mağdurunun hangi yaşta olduğu fark etmeksizin vücut teması olmamak şartıyla cinsel amaçlı eylemlerin cezalandırıldığı suç tipi şeklinde tanımlayabiliriz. Mağdurun yaşı yalnızca cezalandırılabilirlik noktasında cezada artırım nedeni olarak düzenlenmiştir.
Bu suçta yargılama yapılırken; vücuda temasın olup olmadığına özellikle bakılır. Zira cinsel taciz suçunda vücuda temas olmaması kanuni bir şarttır. Temasın ani ve kesintili olması durumunda sarkıntılık düzeyinde kalmış cinsel saldırı suçu ve aksi durumda basit cinsel saldırı suçu oluşacaktır. Bu üç suça şu şekilde örnek verebiliriz; failin, otobüste “hey yavrum kalçaya bak” şeklinde laf atması durumunda cinsel taciz suçu, mağdurun kalçasına tokat atması durumunda sarkıntılık düzeyinde kalmış cinsel saldırı suçu, mağdurun kalçasının okşanması durumunda cinsel saldırı suçu oluşacaktır.
Ek olarak cinsel taciz suçunun failinin cinsel arzu ve isteklerini tatmin maksadıyla hareket etmesi gerekmektedir. Hangi eylemlerin cinsel taciz suçunu oluşturduğu madde metninde izah edilmemiştir. Paralel olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/669 E. Numaralı kararında “…cinsel tacizin ne tür bir davranışla işlenebileceği hususunda kanunda açıklık bulunmamakla birlikte, öğreti ve yargısal kararlarda bu suçun; mağduru hedef almış, vücut dokunulmazlığı ihlal edilmeksizin ancak cinselliğine yönelen söz söyleme, mesaj ya da mektup gönderme, el hareketi yapma, öpücük atma, cinsel ilişki teklif etme, cinsel organını gösterme gibi eylemlerle gerçekleştirilebileceği kabul edilmektedir…” ifadelerini kullanarak kısıtlı da olsa bir yol göstermiştir. Eylemin cinsel amaçla işlenip işlenmediği ya da hangi fiilin cinsel taciz suçunu oluşturacağı somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından takdir edilecektir.
Bu noktada eylemin cinsel amacının tespit edilmesi suçun vasfını da etkilemektedir. Yani örnek vermek gerekirse “seni sinkaf ederim.” Cümlesi; cinsel amaçla söylendiğinde cinsel taciz suçu oluşmaktayken kavga esnasında sinirle söylenmesi durumunda hakaret suçunu oluşturacaktır.
Nitelikli Cinsel Taciz Suçu;
Nitelikli cinsel taciz suçunun kanunda aranan maddi ve manevi unsurları basit cinsel taciz suçu ile aynı olmakla beraber 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 105. Maddesinin ikinci fıkrasında sayılan hallerin varlığı halinde nitelikli cinsel taciz suçu oluşacaktır. Bu haller;
- Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
- Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
- Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
- Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
- Teşhir suretiyle,
Şeklindedir. Bu haller ile işlenen cinsel taciz suçunda ilk fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.
Bu noktada belirtmekte fayda görüyoruz; nitelikli cinsel taciz suçu nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.
Cinsel Suç Davasında Deliller Nasıl Değerlendirilir?
Cinsel suçların ekseriyetle iki kişi arasında geçmesinden dolayı; suçu ortaya çıkarabilecek tüm deliller kullanılabilecektir. Bu bağlamda; tanık beyanları, kamera kayıtları, hukuka uygun elde edilmiş ses kayıtları, telefon incelemesi, telefon iletişim kayıtları, mesaj kayıtları suçun ispatında kullanılabilecektir.
Mağdur beyanına özellikle değinmek gerekir. Malum olduğu üzere olayın birincil tanığı mağdurdur ve mağdur beyanı da suçun ortaya çıkarılması noktasında delil niteliğindedir. Ancak halk arasında Mağdur beyanının esas olduğu ile alakalı yanlış bir kanı bulunmaktadır. Bir mağdurun beyanının hükme esas alınıp alınmaması pek çok kriteri karşılamasına bağlıdır. Bu kriterler Yargıtay içtihatları ile ortaya konmuş ve artık genel kabul görmüş kriterlerdir. Bunları;
- Mağdur ve failin daha önceden tanışıklığının olup olmadığı;
- Mağdurun faille bir husumetinin olup olmadığı;
- Mağdurun faile iftira atması için geçerli bir sebebinin olup olmadığı;
- Mağdurun beyanlarının tüm yargılama sürecinde istikrarlı, çelişkisiz olması;
Şeklinde sıralayabiliriz. Bu kriterlerin varlığı halinde gayet tabi “mağdurun beyanı esastır” denebilir.
Cinsel Suç Davası Ne Kadar Sürer?
Cinsel suçlar ile alakalı davalar, yargılamanın yapıldığı adliyenin yoğunluğuna, dosyadaki sanık sayısına, sanıkların mahkemece sorgusunun yapılıp yapılmadığına, toplanacak delillerin tamamının toplanıp toplanmadığına bağlı olmakla birlikte yerel mahkeme yargılaması 6 ay ile 2 sene arasında sürebilmektedir.
Kartal’da Cinsel Suç Davalarına Hangi Mahkeme Bakar?
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun’nun 11 ve 12. Maddeleri asliye ceza ve ağır ceza mahkemelerinin görev alanlarını belirlemektedir. Buna göre;
- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), (…) 9 hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir.
- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.
Bu bilgiye göre;
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. Maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “basit cinsel saldırı” ve “sarkıntılık düzeyinde kalmış basit cinsel saldırı” suçu Asliye ceza mahkemelerinin görev alanına girmekteyken 2. Fıkrasında düzenlenen “nitelikli cinsel saldırı” suçu ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmektedir.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “Çocuğun sarkıntılık Düzeyinde Kalmış Cinsel İstismarı” suçu Asliye ceza mahkemelerinin görev alanına girmekteyken 1. Ve 2. Fıkrasında düzenlenen “çocukların basit cinsel istismarı” ve “Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı” suçu ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmektedir
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 104. Maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “Reşit olmayanla cinsel ilişki” suçu Asliye ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 105. Maddesinde düzenlenen “cinsel taciz” suçu Asliye ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir.
Kartal Cinsel Suçlar Avukatı Ücretleri Ne Kadardır?
Her avukat kabul etmek istediği dosya ile alakalı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altına düşmemek şartıyla istediği fiyatı belirlemekte özgürdür. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ise her yıl Resmi Gazetede yayımlanır. 04/11/2025 tarihinde yayımlanan Resmi Gazete’de bulunan asgari ücret tarifesine göre;
- Asliye Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalarda belirlenen ücret 45.000 TL,
- Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için ücret 65.000 TL’dir.
Bunun yanında Türkiye’deki her baro ayrıca bulunduğu ilin ekonomik koşullarını dikkate alarak tavsiye ettiği bir ücret tarifesi de bulunmakta olup bu ücret tarifesi de Baroların Yönetim Kurulunca alınacak karar ile Avukatlara duyurulmaktadır. İstanbul Barosu Yönetim Kurulunun 08.12.2025 gün ve 115/19 sayılı kararı ile 2026 yılı itibarıyla belirlenen Tavsiye Niteliğindeki En Az Ücret çizelgesine göre;
- Ağır / Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
- A) Sanık Müdafiliği 300.000 TL
- B) Mağdur / Katılan Vekilliği 175.000 TL
- Asliye Ceza / Çocuk Mahkemesi
- A) Sanık / SSÇ Müdafiliği 175.000
- B) Mağdur / Katılan Vekilliği 125.000
Bu içerik, ceza hukuku, aile hukuku ve boşanma davaları alanında çalışan Av. Ahmet Hilmi Durak tarafından bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
İçerik, genel hukuki bilgi niteliğindedir; mevcut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.
YAZAR : AV. AHMET HİLMİ DURAK
KONTROL EDEN: AV. BÜŞRA NUR ALTINOKLU DURAK
SON GÜNCELLEME : 01/06/2026
