Call us now:
Hırsızlık Avukatı
Boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı konularında deneyimli kadromuzla hizmet veriyoruz.

Hırsızlık avukatı; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. ve 147. Maddeleri arasında Malvarlığına Karşı Suçlar bölümü altında düzenlenen ve genellikle halk arasında 141. Maddede düzenlenen “Hırsızlık” suçlarından ve 142. Maddede düzenlenen “Nitelikli Hırsızlık” suçlarından yargılanan kişilerin müdafiliğini yapan avukat olarak anlaşılmaktadır. Avukatlar için “uyuşturucu avukatı” yahut “hırsızlık avukatı” gibi bir ayrım yapmak yerinde bir niteleme olmayacaktır. Elbette bir avukat özellikle belirli bir alanda süregelen dosyaları almakta özgürdür. Meslekte belli bir süre kıdemden sonra belirli bir alanda uzmanlaşmak da üstat avukatlar tarafından tavsiye edilir.
Ancak hırsızlık suçunun yargılaması, yalnızca bu iki madde (5237 sy. TCK 141. ve 142. madde) üzerinden yürümemektedir. Örneğin hırsızlık suçu gece vakti işlendiyse 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 143. Maddesi de gündeme gelecektir. Yahut hırsızlık konusu malın değeri az ise 145. Madde gündeme gelecektir. Bu nedenle İstanbul Hırsızlık Avukatı dendiğinde yalnızca basit ve nitelikli hırsızlık suçlarının düşünülmesi doğru olmayacaktır.
Ek olarak belirtmekte fayda görüyoruz ki; Ceza kanununda hırsızlık suçu; “nitelikli hırsızlık suçu” ve “basit hırsızlık suçu” olarak ayrılmış olsa da nitelikli hırsızlık suçu oldukça karmaşık ve bilmeyenlerce hukuki nitelemesi ve anlaşılması zor bir suç tipidir.
Suç konusu eylemin her anı önem arz etmekte ve suçun vasıflandırılmasında kullanılmaktadır. Ne demek istediğimiz bu makalenin ilerleyen kısımlarında daha net bir şekilde izah edilecektir.
Bu sebeple bir hırsızlık avukatı; suçun hukuki nitelemesinin nasıl olacağını, bu nitelemenin adli makamlarca doğru yapılıp yapılmadığını, bu doğrultuda hak kaybına uğrayıp uğramadığınızın tespit edilmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını, adli makamların bir suçu incelerken hangi noktalara dikkat ettiklerini sizin lehinize olacak şekilde sizinle birlikte en az zararla çıkmaya çalışan kişidir.
Hırsızlık Avukatı Hangi Davalara Bakar?
Hırsızlık avukatı, genel anlamda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. Ve 142. Maddelerinde düzenlenmiş olan “basit hırsızlık” ve “nitelikli hırsızlık” suçlarına bakar. Ancak hırsızlık suçunda, hırsızlık eyleminin her anı önem arz etmektedir. Örneğin hırsızlık suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6/1-e fıkrası uyarınca “güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman” içerisinde işlendiyse gece vakti işlenmiş sayılacaktır.
Bu sebeple 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 143. Maddesine de bakması gerekir. Yahut hırsızlık suçu, bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında işlendiyse 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h maddesi de gündeme gelecek bu sebeple bu kanun maddesine de bakması gerekecektir. Bir diğer örnek hırsızlık suçunun konusunu oluşturan eşya bir hurda eşya ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 145. Maddesinde düzenlenen “malın değerinin az olması” nedeniyle verilecek cezada indirim yapılması gerekecek ve bu madde de dikkate alınması gerekecektir.
Tüm bu anlatılanlar ve aşağıda anlatmaya devam edeceklerimiz göz önüne alındığında “hırsızlık avukatı hangi davalara bakar?” sorusunun kısa cevabı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. Ve 142. Maddelerinde düzenlenmiş olan “basit hırsızlık” ve “nitelikli hırsızlık” suçları olsa da 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 143. Maddesinde düzenlenen “suçun gece vakti işlenmesi”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 144. Maddesinde düzenlenen “daha az cezayı gerektiren haller”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 145. Maddesinde düzenlenen “malın değerinin azlığı”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 146. Maddesinde düzenlenen “kullanma hırsızlığı”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 147. Maddesinde düzenlenen “zorunluluk hali”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 167. Maddesinde düzenlenen “Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168. Maddesinde düzenlenen “etkin pişmanlık” maddeleri de gündeme geleceğinden uzun cevap olarak verilebilir.
Hırsızlık Avukatı Nedir?
Türk Hukukunda özellikle “hırsızlık avukatı” veya “İstanbul hırsızlık avukatı” şeklinde bir avukat nitelemesi bulunmamaktadır. Baroya kayıtlı tüm avukatlar, hırsızlık avukatı olabilir. Bu noktada önemli olan; avukatın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. Ve 147. Maddeleri arasında düzenlenen Malvarlığına Karşı Suçlar bölümü altında düzenlenen suçlar konusunda bilgi ve deneyime sahip olmasıdır.
Zira ceza hukuku, tecrübe ve bilgi üzerine inşa edilir. Her ne kadar tüm avukatlar, hırsızlık avukatı olabilirse de bu alanda tecrübesi ve bilgisi olan avukat tercih sebebi olacaktır.
Örneğin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen “hırsızlık” ve “nitelikli hırsızlık” suçu yargılamasında hırsızlık avukatı ile çalışmak zaruri değildir. Nitekim 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 150. Maddesine göre Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada, şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise talebi aranmaksızın baro tarafından bir avukat yönlendirilir. İşbu makalemizin konusu olan “nitelikli hırsızlık suçunun” ve “basit hırsızlık suçunun” alt sınırı 5 yılın üstünde olmadığı için şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz değil ise baro tarafından avukat atanmayacaktır.
Avukat ile çalışma zorunluluğu olsun yahut olmasın gerek nitelikli hırsızlık suçu veya basit hırsızlık suçu için gerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen diğer suç çeşitleri için bir avukatla çalışmanız Altınoklu Avukatlık bürosu adına şiddetle tavsiyemizdir.
Hırsızlık davalarında neden avukat ile çalışmalıyım?
Ceza yargılamasının kuralları; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile belirlenir. Bu kanun yargılamanın usule uygun yürütülmesini sağlar. Yargı unsurlarının (Hakim, Savcı ve Avukat) bu kanuna uyarak yargılamayı neticelendirmesi gerekir. Bu usul kanunu 17/12/2004 tarihinde 25673 sayılı resmi gazete ile yürürlüğe girmiştir. Tüm vatandaşlar, bu kanunu inceleyerek ceza yargılamasının usulünü anlayabilir.
Her ne kadar her vatandaş kendi hakkını savunabilecekse de bu denli yüksek hapis cezaları olan ciddi suçlarda avukatsız olarak ilerlemek; ehliyetini henüz almış sürücünün kullandığı bir araçta seyahat etmeye benzer. Malum olduğu üzere devletin erklerinden olan yargı unsuru sadece kanun ile yürümemektedir. Bazen bir konuya ilişkin onlarca yönetmelik, içtihat, geçici madde, genelge, özelge ve tebliğ olabilmektedir. Bunların tamamına bir avukatın dahi hakim olması oldukça güçken işi bu olmayan vatandaşın ne denli hakim olacağı tartışmalıdır. Bu yüzden işi, ehline teslim etmek yapılabilecek en mantıklı iştir.
Bir üst madde de anlattığımız üzere istisnai durumlar hariç hırsızlık davalarında bir avukat ile çalışma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak hem mahkemelerin aşırı yoğunluğu hem her olayın kendine özel olması hem hem savunma yapma hakkının avukatlarca daha etkin bir şekilde kullanılacağı gerçeği göz önüne alındığında bir hırsızlık avukatı ile çalışmak muhtemel hak kayıplarından korunmanızı ve hakkınızı daha iyi savunmanızı sağlayacaktır.
Hırsızlık Suçu Nedir?
Hırsız kelimesi; kelime kökeni olarak Arapça “hayır (iyilik)” kelimesinin olumsuz anlamı olan “hayırsız” kelimesinin “hırsız” kelimesine evrilmesi ile oluşmuştur. Aynı şekilde “hırlı-hırsız” ikilemesindeki “hır” kelimesinin de kökü “hayır” kelimesi olup “hayırlı-hayırsız” manasına gelmekle zamanla hayır kelimesi hır kelimesine evrilmiştir.
Bu genel kültür bilgisinden sonra hırsızlık suçuna dönecek olursak Hırsızlık suçu kanun metnine göre “Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak” anlamına gelmektedir.
Buna göre; öncelikle hırsızlık suçunun konusu olan eşya bir taşınır mal olmalıdır. Bir ev veya arsa hırsızlık suçunun konusu olamaz.
İkinci olarak hırsızlık konusu eşya bir mal olmalıdır. Kanun metnindeki maldan kasıt ekonomik değeri olan bir eşyadır. Örneğin ekonomik değer olmayan bir çöpün hırsızlanması söz konusu olamaz. Ancak bir kalemin yahut bir kaşığın dahi bir değeri olduğu ve hırsızlık suçunun konusunu oluşturabileceği unutulmamalıdır.
Üçüncü olarak zilyedinin rızası dışında alınması gerekir ki kanun metninin zilyet kelimesini kullanmasındaki gaye; hırsızlık konusu eşyanın kullananı’nın illaki malik (malın asli sahibi) olması gerekmediğini ifade etmeye çalışmasıdır. Nitekim zilyetlik Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş olup oldukça kapsamlı bir konu olmakla kısaca zilyet; bir taşınır veya taşınmaz malı elinde bulunduran kimse manasına gelmektedir. Hırsızlık suçu konusu eşyanın zilyedinin rızası dışında alınmasından anlaşılması gereken örneğin bir arabanın kiralanması sonrasında araba kiracıdayken çalınırsa kiracı zilyedi olacak ve yine de hırsızlık suçu oluşacak şikayetçi arabayı kiralayan kişi olacaktır.
Son olarak hırsızlık konusu eşyayı kullanan kişinin rızası dışında, ekonomik değeri olan bir taşınır malı bulunduğu yerden alan kişinin; bu malı almakta kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadı olması gerekir.
Tabi bu noktada hırsızlık suçunun diğer görünüş şekillerini de kısaca izah etmek gerekir. Örneğin hırsızlık suçunun konusunu oluşturan bir malı geçici bir süre kullanıp iade etmek üzere alınması durumunda hırsızlık suçu oluşacak ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 146. Maddesinde düzenlenen “kullanma hırsızlığı” nedeniyle indirime gidilecektir. Aynı şekilde hırsızlık suçunun “bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla” yahut “Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal hakkında” işlenmesi durumunda da 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 144. Maddesinde düzenlenen “daha az cezayı gerektiren haller” kapsamında indirime gidilecektir. Bir diğer görünüş şekli hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin az olması durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 145. Maddesinde düzenlenen “malın değerinin az olması” kapsamında indirime gidilebileceği gibi ceza verilmesine yer olmadığına da karar verilebilecektir. Son olarak hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenmesi durumunda zorunluluk hali olduğu kabul edilecek ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 147. Maddesine göre yine indirime gidilebileceği gibi ceza verilmesine yer olmadığına da karar verilebilecektir
Hırsızlık Suçunun Cezası Nedir?
Hırsızlık suçunun temel hali olan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. Maddesinde düzenlenen basit hırsızlık suçunun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Şartları oluşması halinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine göre Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Karar verilebileceği gibi yine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/1-b-6. Bendine göre uzlaştırma girişiminde de bulunulması gerekmektedir.
Nitelikli Hırsızlık Suçu Nedir?
Nitelikli hırsızlık suçunun tanımı yukarıda izah edilen hırsızlık suçu ile aynı olmakla beraber işleniş şekline, işleniş yerine, hırsızlık konusu eşyaya, mağdurun durumuna ve hırsızlık fiilinden sonraki yaşananlara göre nitelikli halleri söz konusu olmaktadır. Bu nitelikli haller 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. Maddesinde 5 fıkra olarak düzenlenmiştir;
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1. Fıkrasında aynen;
“Hırsızlık suçunun;
a) Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında,
c) Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında,
d) Bir afet veya genel bir felaketin meydana getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan eşya hakkında,
e) Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında işlenmesi halinde”
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2. Fıkrasında aynen;
“Suçun;
a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,
b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,
c) Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,
d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle,
e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,
f) Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,
g) (…)64 büyük veya küçük baş hayvan hakkında,
h) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında işlenmesi hâlinde,” nitelikli hırsızlık suçunun oluştuğu kabul edilecektir.
Bu nitelikli hallerin yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/3. Fıkrasında aynen; “Suçun, sıvı veya gaz hâlindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi halinde” ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/5. Fıkrasında ise aynen “Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde” de nitelikli hırsızlık suçunun varlığı kabul edilecektir.
Kanun Koyucu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/4. Fıkrasında ise aynen; “Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz.” Şeklindeki emredici hükmü ile normal şartlarda şikayete tabi suçların soruşturma ve kovuşturmasını istisnai olarak kaldırılacağını düzenlemiştir.
Nitelikli Hırsızlık Suçunun Cezası Nedir?
Nitelikli hırsızlık suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. Maddesinde düzenlenmiş olup her bir suçun cezası farklılık arz etmektedir. Bu nitelikli hallere göre cezalar şu şekildedir;
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1. Fıkrasında bulunan nitelikli hırsızlık suçunun cezası;
“Hırsızlık suçunun;
a) Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında,
c) Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında,
d) Bir afet veya genel bir felaketin meydana getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan eşya hakkında,
e) Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında işlenmesi halinde
üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” Şeklinde;
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2. Fıkrasında aynen;
“Suçun;
a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,
b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,
c) Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,
d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle,
e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,
f) Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,
g) (…)64 büyük veya küçük baş hayvan hakkında,
h) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında işlenmesi hâlinde beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” Şeklindedir.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2. Fıkrasının son cümlesine göre nitelikli hırsızlık suçunun; Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde 6 yıl 8 aydan 11 yıl 8 aya kadar hapis cezasına hükmolunur.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/3. Fıkrasında aynen; “Suçun, sıvı veya gaz hâlindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi halinde” beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır ve onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/5. Fıkrasında ise aynen “Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde” yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.
Hırsızlık Suçlarında Etkin Pişmanlık Nedir?
Malvarlığına karşı işlenen suçlar ile alakalı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168. Maddesinde düzenlenen ortak hüküm diyebileceğimiz bir düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenlemeye göre;
“(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)[72] suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.” Şeklinde pişmanlık gösterilmesi durumunda verilecek cezada indirim yapılacaktır.
Özetle hırsızlık suçlarında suç tamamlandıktan sonra ancak iddianame düzenlenmeden önce pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde 2/3 indirim, iddianame düzenlendikten sonra ancak hüküm verilmeden önce pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde 1/2 indirim uygulanacaktır. Mağdurun zararının tamamını değil de bir kısmını gidererek indirim alabilmek için mağdurun rıza göstermesi kanuni bir zorunluluktur.
Hırsızlık Suçunda Tutuklama Olur Mu?
Tutuklama, 5271 sy. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. Maddesi ve devamı maddelerde düzenlenen bir koruma tedbiridir. Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. Tutuklama nedenleri ise kanunda tek tek sayılmış olup bunlar;
- Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa,
- Şüpheli veya sanığın davranışları Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme; Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa,
- Ve 5271 sy. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. Maddesinin 3. Fıkrasında sayılan suçlardan (katalog suçlar) birinin varlığı halinde tutuklama nedeni var sayılacaktır.
Hırsızlık suçları olarak tabir edilen “nitelikli hırsızlık suçu” ve “hırsızlık suçu”; 5271 sy. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. Maddesinin 3. Fıkrasında sayılan katalog suçlardan olup açıkça 8. Bendinde ifade edilmiştir. Bu nedenle yüksek ihtimalde tutukluluk olacaktır. Ancak hırsızlık suçlarının bunlar ile sınırlı olmadığını yukarıdaki başlıklarda da izah etmiştik.
Tutukluluk durumu; somut olaya göre, yapılacak savunmaya göre ve yukarıda bahsedilen 100/3 fıkrasındaki suçlar ve tutuklama nedenlerinin varlığına göre değişebilecektir. Uygulamada tutukluluk durumu, polise veya jandarmaya verilecek ilk ifade ile yüksek oranda belirginleşir. Bu nedenle ilk ifadeden başlayarak tüm yargılama sırasında bir avukattan faydalanılmasını şiddetle tavsiye etmekteyiz.
Hırsızlık Davasında Hangi Deliller Kullanılır?
Ceza yargılamasında, hukuka uygun şekilde edinilmiş lehe ve aleyhe tüm deliller kullanılabilir. Örnek vermek gerekirse; kamera kaydı, tanık, parmak izi araştırması, telefon kayıtları, HTS kayıtları, PTS (Plaka Tanıma Sistemi) kayıtları, sanık ifadeleri hukuka uygun şekilde elde edildiyse yargılama sırasında kullanılabilecektir.
Bunun yanı sıra yargılama başlangıcında mevcut olmayan ancak daha sonradan ortaya çıkmış deliller de kullanılabilecektir. Hatta öyle ki bu deliller kesinleşmeden sonra dahi çıktığı zaman olağanüstü kanun yoluna başvurmak sureti ile hükümlü kurtulabilmektedir.
Hırsızlık Davası Ne Kadar Sürer?
Hırsızlık davaları, yargılamanın yapıldığı adliyenin yoğunluğuna, dosyadaki sanık sayısına, sanıkların mahkemece sorgusunun yapılıp yapılmadığına, toplanacak delillerin tamamının toplanıp toplanmadığına bağlı olmakla birlikte yerel mahkeme yargılaması 6 ay ile 2 sene arasında sürebilmektedir.
Kartal’da Hırsızlık Davalarına Hangi Mahkeme Bakar?
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun’nun 11 ve 12. Maddeleri asliye ceza ve ağır ceza mahkemelerinin görev alanlarını belirlemektedir. Buna göre;
- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), (…) 9 hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir.
- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.
Bu bilgiye göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. Ve 142. Maddesinde düzenlenen “hırsızlık suçu” ve “nitelikli hırsızlık suçu” Asliye ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir.
Kartal Hırsızlık Avukatı Ücretleri
Her avukat kabul etmek istediği dosya ile alakalı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altına düşmemek şartıyla istediği fiyatı belirlemekte özgürdür. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ise her yıl Resmi Gazetede yayımlanır. 04/11/2025 tarihinde yayımlanan Resmi Gazete’de bulunan asgari ücret tarifesine göre;
- Asliye Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalarda belirlenen ücret 45.000 TL,
- Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için ücret 65.000 TL’dir.
Bunun yanında Türkiye’deki her baro ayrıca bulunduğu ilin ekonomik koşullarını dikkate alarak tavsiye ettiği bir ücret tarifesi de bulunmakta olup bu ücret tarifesi de Baroların Yönetim Kurulunca alınacak karar ile Avukatlara duyurulmaktadır.
İstanbul Barosu Yönetim Kurulunun 08.12.2025 gün ve 115/19 sayılı kararı ile 2026 yılı itibarıyla belirlenen Tavsiye Niteliğindeki En Az Ücret çizelgesine göre;
- Ağır / Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
- A) Sanık Müdafiliği 300.000 TL
- B) Mağdur / Katılan Vekilliği 175.000 TL
- Asliye Ceza / Çocuk Mahkemesi
- A) Sanık / SSÇ Müdafiliği 175.000
- B) Mağdur / Katılan Vekilliği 125.000
Ceza Hukuku Konuları
Kasten Öldürme Davası
Nitelikli Yağma (Gasp) Davası
Uyuşturucu Madde İmalatı ve Ticareti Davası
Nitelikli Dolandırıcılık Davası
Rüşvet ve İrtikap Davası
Resmi Belgede Sahtecilik Davası
Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Davası
Terör Örgütü Üyeliği ve Propagandası Davası
Cinsel Saldırı ve Çocukların Cinsel İstismarı Davası
İşkence ve Eziyet Davası
- Kasten Yaralama Davası
Taksirle Yaralama Davası
Tehdit ve Şantaj Davası
Hakaret Davası
Hırsızlık Davası
Konut Dokunulmazlığının İhlali Davası
Mala Zarar Verme Davası
Güveni Kötüye Kullanma Davası
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Davası
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Davası
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Davası
İftira ve Yalan Tanıklık Davası
Görevi Kötüye Kullanma Davası
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Davası
