Call us now:
Sahtecilik Avukatı
Kartal Sahtecilik Avukatı

Sahtecilik suçları denince akla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 197. Ve 212. Maddeleri arasında düzenlenen kamu güvenine karşı suçlar gelmelidir. Sahtecilik suçu dendiğinde halk arasında ekseriyetle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207. Maddesinde bulunan özel belgede sahtecilik suçu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204. Maddesinde bulunan resmi belgede sahtecilik suçları gelse de kanun koyucu sahtecilik suçlarını bu iki suç ile sınırlandırmamıştır.
İşte bu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 197. Ve 212. Maddeleri arasında düzenlenen kamu güvenine karşı suçlardan yargılanan sanık yahut şüphelinin savunuculuğunu yapan kişiye de halk arasında sahtecilik avukatı nitelemesi yapıldığı görülmektedir. Ancak her yazımızda ifade ettiğimiz gibi avukatlar için “sahtecilik avukatı” yahut “hırsızlık avukatı” gibi bir ayrım yapmak yerinde bir niteleme olmayacaktır. Elbette bir avukat özellikle belirli bir alanda süregelen dosyaları almakta özgürdür. Meslekte belli bir süre kıdemden sonra belirli bir alanda uzmanlaşmak da üstat avukatlar tarafından tavsiye edilir.
Uygulamada ilk paragrafta da bahsedildiği üzere 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207. Maddesinde bulunan özel belgede sahtecilik suçu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204. Maddesinde bulunan resmi belgede sahtecilik suçu, diğer sahtecilik suçlarından daha fazla yer aldığı tarafımızca müşahede edilmiştir.
Sahtecilik Avukatı Hangi davalara Bakar?
Sahtecilik suçları; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 197. Ve 212. Maddeleri arasında düzenlenen kamu güvenine karşı suçlardır. İstanbul sahtecilik avukatı da başta “özel belgede sahtecilik” ve “resmi belgede sahtecilik” olmak üzere 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 197. Maddesinde bulunan “parada sahtecilik”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 199. Maddesinde bulunan “kıymetli damgada sahtecilik”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 200. Maddesinde bulunan “Para ve kıymetli damgaları yapmaya yarayan araçlar”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 202. Maddesinde bulunan “mühürde sahtecilik”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 203. Maddesinde bulunan “mühür bozma”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 205. Maddesinde bulunan “Resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206. Maddesinde bulunan “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 208. Maddesinde bulunan “Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 209. Maddesinde bulunan “Açığa imzanın kötüye kullanılması” suçlarından yargılanan sanık yahut şüphelilerin dosyalarına bakmaktadır.
Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ve Şartları Nedir?
Resmi belgede sahtecilik suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204. Maddesinde düzenlenmiştir. Kanun metni şu şekildedir;
“(1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.”
Buna göre resmi belgede sahtecilik suçunu; “sahte bir resmi belge düzenlemek, sahte resmi belgeyi kullanmak, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek” şeklinde tanımlayabiliriz. Kısaca resmi belgede sahtecilik suçu; sahte bir resmi belgenin düzenlenmesi kullanılması veya değiştirilmesi şeklinde işlenebilmektedir.
Resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılabilmek için;
- Sahte resmi belgenin, bir devlet memuru tarafından düzenlenebilen resmi belge niteliğinde olması,
- Sahte resmi belgenin aldatma kabiliyetinin olması
Ve bu iki şartın bir arada mevcut olması gerekir. Örneğin bir yüzü olmayan paranın aldatma kabiliyetinin olduğundan bahsedilemeyecektir. Bu sebeple resmi belgede sahtecilik suçu oluşmayacaktır. Bir sanığa resmi belgede sahtecilik suçundan ceza verilebilmesi için muhakkak o belgenin aslının dosyaya alınmış olması gerekir. Mahkeme bu konuyu mutlaka bir bilirkişi vasıtası ile tespit ettirmesi gerekir. Uygulamada bilirkişi tespiti yapılmadan hüküm verilen dosyaların Yargıtay tarafından bozulduğu görülmektedir.
Diğer taraftan bir devlet memuru tarafından düzenlenebilen resmi belge niteliğinde olması gerekir. Örneğin bir kira sözleşmesi, banka kredi sözleşmesi, teminat mektubu, tahliye taahhüdü, vergi beyanı, gümrük beyanı, fatura veya borç ikrarı içeren bir sulh protokolü resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmayacaktır (Ceza Genel Kurulu 2021/97 E., 2022/155 K.). Bu bağlamda da dikkat edilmesi gereken husus bir sahte resmi belgenin, verildiği resmi kurumun bir işaretinin yahut düzenleyenin yazısının bulunmasıdır.
Örnek verirsek 5 kişilik doktor heyet raporu alınması zaruri olan bir konuda doktorlardan birinin imzası eksikse bahsi geçen evrak resmi belgenin taşıması gereken şartları taşımadığından resmi belgede sahtecilik suçu oluşmayacaktır.
Kanun maddesinin ikinci fıkrasında resmi belgede sahtecilik suçunun bir kamu görevlisi tarafından görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi belgeyi sahte olarak düzenlemesi veya değiştirmesi yahut gerçeğe aykırı bir şekilde düzenlemesi veya kullanması suçunu işlenmesi halinde daha ağır ceza öngörülmüştür.
Son olarak 3. Fıkrada ise resmi belgede sahtecilik suçunun; kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgeler hakkında işlenmesi halinde cezanın yarı oranında artırılacağı düzenlenmiştir. Bu noktada “aksi ispat oluncaya kadar geçerli resmi belge“ ile “sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgenin” karıştırılmaması gerekir. Aksi ispat oluncaya kadar geçerli resmi belgelere; avukatlık kimlik kartları, polis kimlik kartları, sürücü belgesi, vatandaşlık kimlik kartı, pasaport örnek verilebilir. Ancak bu belgeler ile alakalı yapılmış olan bir sahtecilik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/3. Fıkrasına göre artırım yapılması gereken hallerden değildir. Sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgeler ise şu şekilde sıralanabilir;
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 204/1. Maddesinde düzenlenen mahkeme ilamları
- 2004 sayılı İcra İflas Kanunu 38. maddede yer alan ilamlar,
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda düzenlenen duruşma tutanakları,
- 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu 20 maddeye ilişkin tutanaklar,
- 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun 178. Maddesine göre seçim kurullarınca düzenlenen tutanaklar,
- 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 62 ve 63. maddelerine göre Sayıştay ilamları,
- 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 82. maddesi uyarınca noterler tarafından re’sen düzenleme şeklindeki belgeler
- 1608 sayılı Kanunun 6. Maddesine göre düzenlenmiş olan Belediye Ceza Tutanakları
Bu belgeler ile alakalı olarak yapılan bir sahtecilik, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/3. Fıkrasına göre artırım yapılması gereken hallerdendir.
Bilakis 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 211. Maddesinde de “Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla belgede sahtecilik suçunun işlenmesi halinde, verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.” Emredici hükmü bulunmaktadır. Buna hükme örnek vermek gerekirse, bir kişiye borçlu olduğunuzu ancak ispat olarak hiçbir delilin olmadığını varsayalım.
Bu borcu ispatlayabilmek için bir senet düzenlenmesi ve bu senedin de Türk Ticaret Kanunu’na göre unsurlarını taşıyor olması halinde yine resmi belgede sahtecilik suçundan ceza verilecek ancak yarı oranında indirim yapılacaktır.
Özel Belgede Sahtecilik Suçu ve Şartları Nedir?
Özel belgede sahtecilik suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207. Maddesinde düzenlenmiştir. Kanun metni şu şekildedir;
“(1) Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.”
Buna göre özel belgede sahtecilik suçu; bir özel belgenin düzenleyerek kullanılması, gerçek bir özel belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilerek kullanılması ve sahte özelliğini bilerek kullanılması şeklinde işlenebilir.
Özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılabilmek için;
- Sahte özel belgenin düzenlenmesi ve bu düzenlenen belgenin kullanılması,
- Gerçek bir özel belgenin bulunması ve bu özel belgenin değiştirilerek kullanılması,
- Yapılan bu değişikliğin gerçek özel belgenin hukuki niteliğini değiştirmesi,
- Sahte özel belgenin aldatma kabiliyetinin olması,
- Kendisinin düzenlemediği bir sahte özel belgenin, bu sahteliğinin bilinerek kullanılması (5237 sy. TCK 207/2. Maddesi için) gerekir.
Bu unsurlar cezalandırılabilme şartlarıdır. Sahte özel belgenin düzenlenmesi ancak kullanılmaması durumunda bu suç oluşmayacaktır. Kanun cezalandırabilmek için özellikle düzenlenmesi ve kullanılmasını bir arada aramıştır.
Aynı şekilde sanığın, gerçek bir özel belgenin değiştirilerek kullanılması suçu hakkında cezalandırılabilmesi için öncelikle gerçek bir özel belgenin bulunması ve bu gerçek belgenin hukuki niteliğinin değiştirilmesi ve en nihayetinde kullanılmasını şart koşmuştur. Yani yapılan değişiklik gerçek özel belgenin verdiği sonuç ile aynı sonucu vermesi halinde cezalandırılmayacaktır.
Örneğin kira sözleşmesinde kendi imzası dışında diğer imzayı silerek aynı imzanın atılması ve bu sözleşmenin kullanılması durumunda özel belgede sahtecilik suçundan oluşmayacaktır.
Özel belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için özel belgenin aslının mevcut olması ve denetime elverişli olması gerekir. Diğer bir deyişle belgenin aldatma kabiliyetinin olup olmadığı, varsa bir zümrenin değil de toplumun ekseriyetinin bu belge ile aldatılabilmesi gerekir.
Son olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207/2. Fıkrasında düzenlenen Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişinin cezalandırılabilmesi için de sanığın bu sahteliği bildiğinin ve bu bilgi ile kullandığının mahkemece ispatlanması gerekmektedir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 208. Maddesinde de Gerçek bir özel belgenin bozulması, yok edilmesi veya gizlenmesi cezalandırılmaktadır. Bu suç ayrıca düzenlenmiş olup bu suç ile bir özel belgeye erişimin engellenmesinin veya fiziki bir değişiklik yapılmasının korunmaya çalışılmasıdır.
Sahtecilik Suçunda Hakim Neye Dikkat Eder?
Sahtecilik suçları ile alakalı yargılama yapılırken hakim suçun maddi ve manevi unsurlarını irdeleyecektir. Bu madde ve manevi unsurlar kısaca şu şekilde özetlenebilir;
- Sahte resmi belgenin, bir devlet memuru tarafından düzenlenebilen resmi belge niteliğinde olması,
- Sahte resmi belgenin aldatma kabiliyetinin olması
- Sahte özel belgenin düzenlenmesi ve bu düzenlenen belgenin kullanılması,
- Gerçek bir özel belgenin bulunması ve bu özel belgenin değiştirilerek kullanılması,
- Yapılan bu değişikliğin gerçek özel belgenin hukuki niteliğini değiştirmesi,
- Sahte özel belgenin aldatma kabiliyetinin olması,
- Kendisinin düzenlemediği bir sahte özel belgenin, bu sahteliğinin bilinerek kullanılması (5237 sy. TCK 207/2. Maddesi için)
Hakim bu unsurların mevcudiyetini detaylıca inceleyecek ve şartları oluşuyorsa cezalandırma yoluna gidecektir.
Sahtecilik Suçunun Cezası Nedir?
Yukarıda da tafsilatıyla izah ettiğimiz üzere sahtecilik suçları 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 197. Ve 212. Maddeleri arasında düzenlenen kamu güvenine karşı suçları kapsamaktadır. Bu suç maddelerinin her biri farklı cezalar öngörmektedir. Bu cezalar;
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 197. Maddesinde bulunan “parada sahtecilik” suçunun cezası iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası,
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 199. Maddesinde bulunan “kıymetli damgada sahtecilik” suçunun cezası bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adlî para cezası,
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 200. Maddesinde bulunan “Para ve kıymetli damgaları yapmaya yarayan araçlar” suçunun cezası bir yıldan dört yıla kadar hapis ve adlî para cezası,
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 202. Maddesinde bulunan “mühürde sahtecilik” suçunun cezası iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası,
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 203. Maddesinde bulunan “mühür bozma” suçunun cezası altı aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası,
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204. Maddesinde bulunan “resmi belgede sahtecilik” suçunun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası,
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 205. Maddesinde bulunan “Resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçunun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası,
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206. Maddesinde bulunan “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun cezası üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası,
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207. Maddesinde bulunan “özel belgede sahtecilik” suçunun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası,
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 208. Maddesinde bulunan “Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçunun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası,
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 209. Maddesinde bulunan “Açığa imzanın kötüye kullanılması” suçunun cezası üç aydan bir yıla kadar hapis cezası,
Şeklindedir. (Yukarıda ifade edilen cezalar temel cezalar olup artırım ve indirim nedenleri sayılmamıştır.)
Resmi Belge Hükmünde Olan Resmi Belgeler Nelerdir?
Her ne kadar resmi belge olmasa da kanun koyucu önemine binaen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 210. Maddesinde bulunan “emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname” şeklindeki belgeler hakkında işlenen sahtecilik suçunu resmi belgede sahtecilik hükümlerinin uygulanmasını emretmiştir. Bu nedenle çek, senet gibi ticari hayatta önemi olan evrakların sahtecilik suçu konusu olmaktan korumayı hedeflemiştir.
Bu bağlamda en önemli husus ise emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname’nin Türk Ticaret Kanunu’na göre kurucu unsurlarının tam olması gerekmektedir. Eksik unsurları olan bu belgeler resmi belgede sahtecilik suçunun değil Özel belgede sahtecilik suçunun konusu olacaklardır.
Özel Belgede Sahtecilik Suçu ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Arasındaki Fark Nedir?
Bu iki sahtecilik suçundaki en önemli fark elbette resmi belgede sahtecilik suçunun konusu olan sahte evrakın gerçeğinin yetkili bir devlet memuru (kamu görevlisi) tarafından düzenlenebilir olmasıdır. “Kamu görevlisi” ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6/1-c maddesinde tanımlanmış olup “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” şeklindedir. Bilakis özel belgede sahtecilik suçunun konusu olan sahte özel belge, herkes tarafından düzenlenebilmektedir.
Öyle ki devlet memuru olmayan bir doktor (Özel Hastanede çalışan bir Doktor) tarafından düzenlenebilecek raporun sahtesinin düzenlenmesi durumunda resmi belgede sahtecilik suçu değil özel belgede sahtecilik suçu oluşacaktır.
Dikkat edilmesi gereken husus ise yukarıda bulunan kamu görevlisi tanımına uymayan ancak bazı özel kanunlarda yer alan hükümlere göre kamu görevlisi sayılan kişilerin de düzenlediği belgeler resmi belge sayılabilecektir. Örneğin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na göre avukatlar görevlerini ifa ederken kamu görevlisi sayılmaktadır.
Ek olarak belirtmekte fayda görüyoruz ki düzenleyenin sadece kamu görevlisi olması tek başına yeterli değildir. Nitekim kamu görevlisinin, görevi ile alakalı olamayan bir sahte belge düzenlemesi durumunda bu belge özel belge niteliğini haizdir.
Sahtecilik Davası Ne Kadar Sürer?
Resmi belgede sahtecilik ve Özel belgede sahtecilik davaları, yargılamanın yapıldığı adliyenin yoğunluğuna, dosyadaki sanık sayısına, sanıkların mahkemece sorgusunun yapılıp yapılmadığına, toplanacak delillerin tamamının toplanıp toplanmadığına bağlı olmakla birlikte yerel mahkeme yargılaması 6 ay ile 2 sene arasında sürebilmektedir.
Kartal’da Sahtecilik Davalarına Hangi Mahkeme Bakar?
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun’nun 11 ve 12. Maddeleri asliye ceza ve ağır ceza mahkemelerinin görev alanlarını belirlemektedir. Buna göre;
- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), (…) 9 hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir.
- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.
Bu bilgiye göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. Ve 142. Maddesinde düzenlenen “suçu” ve “suçu” Asliye ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir.
Kartal Sahtecilik Avukatı Ücretleri
Her avukat kabul etmek istediği dosya ile alakalı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altına düşmemek şartıyla istediği fiyatı belirlemekte özgürdür. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ise her yıl Resmi Gazetede yayımlanır. 04/11/2025 tarihinde yayımlanan Resmi Gazete’de bulunan asgari ücret tarifesine göre;
- Asliye Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalarda belirlenen ücret 45.000 TL,
- Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için ücret 65.000 TL’dir.
Bunun yanında Türkiye’deki her baro ayrıca bulunduğu ilin ekonomik koşullarını dikkate alarak tavsiye ettiği bir ücret tarifesi de bulunmakta olup bu ücret tarifesi de Baroların Yönetim Kurulunca alınacak karar ile Avukatlara duyurulmaktadır. İstanbul Barosu Yönetim Kurulunun 08.12.2025 gün ve 115/19 sayılı kararı ile 2026 yılı itibarıyla belirlenen
Tavsiye Niteliğindeki En Az Ücret çizelgesine göre;
- Ağır / Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
- A) Sanık Müdafiliği 300.000 TL
- B) Mağdur / Katılan Vekilliği 175.000 TL
- Asliye Ceza / Çocuk Mahkemesi
- A) Sanık / SSÇ Müdafiliği 175.000
- B) Mağdur / Katılan Vekilliği 125.000
Ceza Hukuku Konuları
Kasten Öldürme Davası
Nitelikli Yağma (Gasp) Davası
Uyuşturucu Madde İmalatı ve Ticareti Davası
Nitelikli Dolandırıcılık Davası
Rüşvet ve İrtikap Davası
Resmi Belgede Sahtecilik Davası
Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Davası
Terör Örgütü Üyeliği ve Propagandası Davası
Cinsel Saldırı ve Çocukların Cinsel İstismarı Davası
İşkence ve Eziyet Davası
- Kasten Yaralama Davası
Taksirle Yaralama Davası
Tehdit ve Şantaj Davası
Hakaret Davası
Hırsızlık Davası
Konut Dokunulmazlığının İhlali Davası
Mala Zarar Verme Davası
Güveni Kötüye Kullanma Davası
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Davası
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Davası
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Davası
İftira ve Yalan Tanıklık Davası
Görevi Kötüye Kullanma Davası
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Davası
